"Enter"a basıp içeriğe geçin

Üst Mahkemeye İtiraz Ettim (19.3.2026)

Ankara Cumhuriyet savcılığına Matematik 1.Sınıf kitabındaki Türk Bayrağına ve Atatürk’e hakaret edildiğini tespit ettiğim 44.sayfa için suç duyurusu yapmıştım. Savcılık Bakanlıktan savunma istedi. Savunmasında MEB hukukçuları lafı kıvırdı, Arkasından o sayfayı basımdan kaldırdılar.

Savunmasında MEB, Atatürk’e ve Türk Bayrağına hakaret etmedik, dedi.

Oysa aynı sayfadaki diğer resimler, İsrail yıldızı, Papanın lalesi, Barzani bayrağı ve kirli hilal resmen milli değerlerimizi aşağılamaktır, buna cevap veremediler. 

MEB aynı hafta korkudan bu sayfayı internetten kaldırarak fiilen cevap verdi. Yeni baskı yaptı ve kitabın künyesinde tarih ve sayı veremedi.  Belgesi şu anda meb.gov.tr resmi sitesinde görünmektedir.

MEB’in sayfayı kaldırdığından habersiz olan C.Başsavcılığı benim verdiğim suç duyurusuna “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” kararı verdi. Şimdi bu karara taş gibi itiraz dilekçesi yazdım. 

 Atatürk’ü ve Bayrağımızı korumaya devam…

Bu kez Din Dersi kitaplarındaki porno resimleri de ekledim. Hani Yusuf Tekin “Değerler eğitimini her derse yaydık” diyor ya… Her derste nasıl değersizleştirme yaptığını anlatmaya karar verdim.

 Dava açtığım ders kitaplarından birer örnek toplamaya başladım. 

Bu sırada fark ettim ki bir tek “varlık” kelimesini asimetrik silah olarak kullanarak;

a-Milli

b-Manevi

c-Ahlaki

d-Kültürel,  değersizleştirme silahı sıkılmaktadır.  

Cumhuriyet’in Temeli Kültürdür” demişti Atatürk. İşte bu kültürü hedef aldı MEB. Bombardıman en son Maarif Modeliyle doruğa çıktı.

Canlar, bizi var eden bütün milli, manevi, ahlaki ve kültürel değerlerimiz sinsice “varlık” bombardımanı altındadır. 

Değerli dostlarım, durumu fark etmeniz için Ankara  Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine gönderdiğim itiraz dilekçemi sizlerle paylaşacağım. 

Bu mektupla Ramazan Bayramınız kutlu olsun. Bütün Müslüman ülkelere savaşsız ve sömürüsüz günler diliyorum.

Mahiye Morgül

Rize -19.3.2026

İTİRAZ DİLEKÇEMİN GÖVDESİNİ PAYLAŞIYORUM

Talebin Konusu: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı -Basın Bürosunun 06/03/2026 tarihli Basın Soruşturma 2025/302837 sayılı,  2026/40230  no’lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararına ilişkin itirazımdır.

AÇIKLAMALAR VE İTİRAZ NEDENLERİ

  1. MEB tarafından söz konusu Matematik1.sınıf ders kitabına şikayetimizden sonra değişiklik yapıldı, kitabın Atatürk ve Bayrak resimleri içeren 44.sayfası yenilendi. Yerine kalem, silgi, çanta gibi yine “varlık” adıyla  basit nesneler konuldu.

(Bkz.Ek 1- Kaldırılan 44.ve yenilenen 44.sayfalar.)

  • Bakanlık bu değişikliği Savcılığa şikayetimiz üzerine panikle yapmış olmalıdır. Çünkü Bakanlıktan yapılan savunmada bu değişiklikten hiç söz edilmemektedir.
  • Yeni basımında kitabın künyesindeki 17.7.2024 tarih ve 110460159 sayılı basım bilgisi kaldırılmış, yerine boşluk noktaları konulmuştur.  (Bkz.Ek 2/ Kitabın Künye Sayfası) (https://tymm.meb.gov.tr/upload/kitap/matematik_1_1.pdf)

Millî Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulunun ……………… tarih ve ………….. sayılı yazısı ile eğitim aracı olarak kabul edilmiştir.

44.sayfada yapılan bu değişikliğin yorumunu Sulh Ceza Hakimliği makamınızın takdirine bırakıyorum.

Benzer bir durum ile, 2013 yılında İl İdare Mahkemesine şikayet ettiğim yine böyle 1.Sınıf Okuma Yazma kitabındaki akla ziyan resimler için karşıma çıkmıştı. Savunması istenen MEB, yine böyle bir acil değişikliğe gitmiş, resmi düzeltip yeniden basmış, savunmasında ise değiştirme yapacağını belirtmemişti.

MEB, “Resimdeki çocuğun ayakları sınıfa bakmamakta, parmaklarının ucuna basmaktadır” şeklinde baştan savma cevap vermişti. Bu arada çocuğun ayaklarını düzeltip kitabı senenin ortasında yeniden basmıştı.(Bkz.Ek.3)

Şimdi yeniden böyle bir durumla karşı karşıya geldim.

Ders Kitaplarında gördüğümüz kaotik kavram ve resimlerin yakın tarihçesi

Eğitim kavramlarının değiştirilmesiyle ilk kez 2004 yılında karşılaştık. “Zekâ çok parçalıdır”  diye bir tez öne çıktı, gerçeği saklamak için adına “çoklu zekâ” diyorlardı. Oysa o zamana kadar eğitim bilimciler olarak biz “İnsanoğlunun olaylar arasında bağ kurma gücüne zekâ denir” diyorduk. Artık yeni müfredat bu teze göre konular arasında bağlantı kurulmayacak şekilde parçalayarak hazırlanıyordu. Örneğin; “Geometri’nin ne gereği var” dedi Talim Terbiye’nin başına getirilen Ziya Selçuk. Lise son sınıfa kadar çizim kalktı, hatta Türk Bayrağı hiç çizdirilmedi. Biz çok şey öğretiyormuşuz. Ağırlık yerine “kütle” denildi, çizimli geometri kalktı, pergel cetvel iletki kullanımdan kaldırıldı, vs. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik NTV canlı yayınında “Milli Eğitim Bakanlığını desantralizayona (merkezi lağvetmeye)  hazırlıyoruz”, dedi.

Bu süreci ders kitaplarında açıkça görebiliyordum. 2004 yılından itibaren, her yıl yeni kavramsal silahlar ekleniyordu. Ders kitaplarına çocukları boşluğa baktırma resimleri boca edildi. Negatif enerji veren, olumsuzdan örnekler, arkadaşının sevmediğin özelliğini söyle, ailende baskı görüyor musun, sevmediğin dersleri söyle, korku filmi izleme ödevleri, Türkçe kitaplarında Atatürk resimleriyle oynama, Din Bilgisi kitaplarına müstehcen kabul edilecek ifadeler ve resimler, çarpım tablosuna gerek yok, dört işlem öğrenmeden sınıf geçme, vb. yollarla her yıl biraz daha Bilimsel Eğitim felsefesinden uzaklaşma sürecine sokulduk. 

2016 yılına geldiğimizde yeni kavramlarla karşılaştık; bu kez Milli Eğitim Bakanı olarak Ziya Selçuk literatüre “varlık” sözcüğünü ekledi. “Yeni sözlük hazırladık. Ontolojik nedenlerle öğretmenlik mesleği yerini dijital öğrenmeye bırakacak” dedi.

Maarif Modeli adı altında “varlık” kavramı her derste olur olmaz her şeye kullanılmaya başlandı. “Değerler eğitimini her derse yayıyoruz” derken gerçekte tersi yapıldı, her derste milli, manevi, ahlaki ve kültürel değerlerimize karşı çok ciddi şekilde yok etme silahı sıkılmaya geçildi. İlkokula başlayan kız ve erkek çocuklar her şehirde 5.sınıf erkek öğrencileri tarafından taciz edilir oldu. (Bkz.Ek.5)

Ziya Selçuk bakan olduğu zaman “Artık 2040 yılına çipli nesiller hazırlıyoruz” dedi. Aynı yıl intihara yol açan mavi balinalı 1.sınıf Matematik ders kitabını basan matbaanın sahibi Talim Terbiye Kurulu Başkanıydı. Birbirini intihara sürüklenen evlatlarımızın hemen hepsi de bunu cep telefonuyla (çipli) yapmıştı. Böylece yeni nesle ilk çipli intihar kitle denemesi 2016 da basılan kitaplarla tetiklendi. Sonuçlarını görmeye başladığı zaman Ziya Selçuk “Artık şiddet sarmalı kendini üretmeye başladı” dedi. Bunu dedikten on yıl sonra bugün, sadece 2026 yılına girdiğimizde yaşadığımız çocuk katilleri sayısı o müfredatın ne büyük silah olarak üretildiğini  göstermektedir.  

2016’dan itibaren, Lise ve Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarına müstehcen resimler girdi Sokak çetesi filmleri, aksiyon, macera, vampir filmlerini vb izleme ödevleri hem Türkçe hem de İngilizce ders kitaplarına girdi. Terörist Apo’nun doğum günü takvimde işaretletildi. LGS soru kitapçığında devlet büyüğüne idam karikatürü. Atatürk’ü Yalova kır gezisindeyken ovanın en uzak noktasında siyah bir kalem ucu kadar küçük çizmek. Öyküdeki kız çocuğunu laubali resmetmek, vb.

 (Ek.5 a-b-c /5.Sınıf Din Kültürü kitabından uygunsuz resimler.).

 (Ek.6 / İngilizce 5.Sınıf kitabında Vampir filmi.)

 (Ek.7- Türkçe kitabında öyküye laubali kız çocuğu resmetmek.)

(Ek.8 A-B-C-D Karikatüre de “varlık” diyerek yok edilen kültürel varlığımız)

(Ek.9LGS Deneme Sınav kitapçığında devlet büyüğüne hakaret)

(Ek.10Takvimde Terörist Apo’nun doğum günü)

Bu dönemin ders kitaplarıyla öğrencilerde anksiyete, panik atak, zihin sisi, algıda azlık ve hiperaktivite artarken otomatik olarak şiddet eğilimi de arttı ve öğrenciler eline silah almaya, karakol basmaya ve sınıfta arkadaşını, öğretmenini, evde anne babasını, vb öldürme başladı. 

Eğer bir yerde cinsellik öne çıkıyorsa akıl gerilemiş, otokontrol zayıflamış demektir. Maarif Modeli Türkçe ve Matematik ders kitaplarında görüldüğü gibi kavramlarla oynayıp içerikleri masalla doldurulurken Din Dersi kitaplarına cinsellik boca edildi, taciz tetiklendi.

İHL öğrencileri bu süreçte perişan edildi. Akılları dersten başka şeylere çekiliyordu. Değerler eğitimi vermek yerine, tersine, ahlaki değerlerimizi ayaklar altına alan müstehcen görselli Din Eğitimi kitapları basıldı.

Son on yıldan beri devam eden ilkokulda taciz olaylarının tetikleyicisi Din Kültürü ders kitapları bu süreçte basıldı.  5.sınıf Din Kültürü kitabındaki taciz tetikçiliğinin sonuçlarını, bu sınıftaki 11 yaşındaki erkek çocukların 1.sınıf tuvaletine gidip 7 yaşındaki çocukları elle taciz etmeleri şeklinde yüzlerce örnek yaşadık.  Ben dahil, yüzlerce şikayet dilekçesi verdik, sorun devam ediyor. Hatta konu Turhan Çömez tarafından TBMM’ye getirildi.

Gelişim psikolojisine göre, cinsel imajlı cümleler ilkokul çağında beyne atılırsa, bunlar  ergenliğe girince tetiklenir, akıl melekesi yani otokonrolü zayıflatılmış çocuklarda hayata geçer. Bunu okullarda bizzat yaşıyoruz. İşte 2016 da İlkokuma Yazma kitabına giren böyle cümlelerden birkaç örnek:

ELLE ELLE ELLE, LALE LALE ELLE, ALİ YATAKTA YAT, AYTEN YATAKTA OYNAMA, ER MEME TAT, METE MEME EM, ALİ ERE NAR AT, NALAN ALİYE AYNA TUT, ATA AT ELLE, Harf tamamlama (AT…M),  vb.

2015 yılından itibaren İlkokul ders kitaplarında Mustafa Kemal Atatürk’e yapılan değersizleştirme operasyonlarını bu dilekçemde dışarıda tutuyorum. Gönlüm ister ki bir Cumhuriyet Savcımız bu hususta kovuşturma başlatsın ve ben de yaşı 77’ye gelmiş bir eğitimci yazar olarak gözüm arkada gitmeyeyim.

Bilimsel Eğitimden Gittikçe Uzaklaşıyoruz

Bilimsel eğitimden uzaklaşmamızın sonuçlarını yeni nesillerimizi kaybederek yaşayarak görüyoruz.

Geriye dönersek, Eğitim ve Bilim tarihimizde kırılma noktasını ilk 1982’de yaşadığımızı görürüz. Şöyle ki; 1982 yılına kadar Nükleer Enerjinin temeli olan ATOM FİZİĞİ ve Kuantum Fiziği derslerini ODTÜ Makine Mühendisliği bölümünde okutuyorduk.

 Hatta 1970’lerde bu dersi öğrenmek üzere İranlı gençler ODTÜ’ye geliyordu. Onlar öğrenmesin diye de olabilir, YÖK bu dersi kaldırdı. Aynı yıl MEB Fen Liselerinde fizik konularını parçalayarak Matematikle bağını kopardı, bağlantısızlaştırdı ve kaosa çevirdi.

Bugün artık ODTÜ Fizik öğrencileri kütle çekim ağırlığını karıştırmaktadır.

Atom Fiziğini 1970’de bizden öğrenen komşumuz İran ise şu anda dünyada en fazla nükleer fizik mühendisi yetiştiren ülke sıralamasında ilk beşin içindedir.  

Bizde, beyin-kas koordinasyonunu çalıştıran çizimli geometri dersi 2004 yılında kaldırıldığı için bugün Cerrah yetiştirme programı da tıkanmıştır. Lise çağında daire çizemeyen, el kasları erimiş, iğneye iplik geçiremeyen, hatta teknik liselerde çivi çakamayan nesiller vardır.  

Şimdi, coğrafyamızda yaşanan büyük savaşta, İran’dan sonra bizim işgale uğrayacağımız söylentisi yayılırken, Eğitimi bu hale getirilmiş bir ülkede, 2040 yılına çipli nesiller hazırladığını söyleyen bakanımız varken biz muhtemel işgale, böyle nesillerle nasıl direneceğiz?

Bu nesil sadece geometrik çizim hiç yapmadan değil, Türk Bayrağı ve Türkiye Haritası bile çizmeden lise bitiriyorsa, acilen eski bilimsel eğitim kitaplarına dönmeli ve müfredatı çipli nesillere göre düzenleyenleri kanun karşısına çıkartmalıyız.

SONUÇ VE TALEP:

Yukarıda açıkladığım ve ekte sunduğum belgelerle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı – Basın Bürosu’nun 06.03.2026 tarihli 2025/302837 Basın Soruşturma Nolu, 2026/40230 Basın Karar Nolu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararına İTİRAZLA, anılan kararın İtirazen KALDIRILARAK KAMU DAVASI AÇILMASINA karar verilmesini;

Saygılarımla arz ve talep ederim. 19.03.2026

İtiraz Eden Müşteki

Mahiye MORGÜL

EKLER İlişiktedir.

Ek.1- Matematik 1.Sınıf kitabının kaldırılan 44.sayfası ve Yenilenen 44.sayfası:

Ek 2/ Kitabın Yenilenen Künye Sayfasındaki Tarih ve Sayı boşlukları!

Ek.3Düzeltilen ayakları sınıfa yüzü tahtaya bakan çocuk resmi. (2013)

İlk Okuma Yazma kitabına 2014 yılında Ankara İl İdaresi Mahkemesinde açtığımız davada, MEB tarafından yapılan savunmada, tuhaf şekilde “resimdeki çocuğun ayakları ters değil, parmak uçlarında durmaktadır” denilmişti. Aynı hafta içinde kitabın yeni baskısı yapılmış, ayaklar düzeltilmişti. Benzer bir durumu bugün yaşıyoruz.

Ek.4-  Atatürk’ü Tarihten ve Hafızalardan Silme çabası:

Atatürk ile Çoban Mustafa” öyküsü resimlendirilirken Atatürk nokta kadar uzakta gösterildi.  (5.Sınıf Türkçe, 2025-2026)

Atatürk’ün  Çoban Mustafa ile Yalova’da tanışma öyküsü Türkçe kitaplarında her yıl yer almaktadır. Ancak 2004’den beri her basımında Atatürk daha uzaktan ve farklı resmedilmektedir. Böylelikle çocukların tarih hafızasıyla oynanmakta, Atatürk’ü gittikçe daha küçülterek “hafızalardan silme” yöntemi uygulanmaktadır.

Ek.5- Din Eğitimi kitaplarında ahlaki değerlerimize aykırı resimler.

  1. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 5. Sınıf (2024,)

Ortaokul Din Kültürü kitaplarında kız çocuğu resimleri hiç olmamalıdır!

  1. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, 5.Sınıf

Ortaokul Din Kültürü kitaplarında kız çocuğu resimleri hiç olmamalıdır!

“Mahremiyetime dokunma” gibi bir resim asla kitaba giremez. Bu yaşta erkek çocuğuna yapma dediğini yapar, bu nedenle olumsuzdan emir cümlesi eğitimde yoktur!

  1. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, (5.Sınıf)

Ortaokul Din Kültürü kitaplarında bebe resimleri hiç olmamalıdır!

Bu fotoğrafın (88-89) pedofili ile yan yana getirilmesi izaha muhtaçtır. 

Ek.6- İngilizce 5.Sınıf kitabında Vampir filmi. (2015)

Ahlaki değerlerimizi böyle mi koruyoruz?

Ek.7- 4.Sınıf Türkçe kitabında öyküye laubali kız çocuğu resmedildi. (2016)

Ek.8 Karikatüre de “varlık” diyerek kültürel varlığımıza sıkılan özel silahı da gördük!

  1. Türkçe 1.Sınıf İlk Okuma Yazma Kitabında Protestan evangelistlerin sembolü uçan süpürge cadı resmi “varlık” olarak kitaba girdi. Meğerse “varlık” kelimesi ne kadar şeytanmış! 
  1. İlkokuma Yazma kitabında çocuğa bu eşyaların adları öğretilmiyor, ancak öğrencinin sözcük dağarcığı tek “varlık” kelimesine indiriliyor.
  2. Bu yolla Türkçemize kısırlaştırma silahı sıkılmaktadır. 
  1. Karışık duran nesneleri saydırmak çocuğu matematikten soğutur!.

1.Sınıf Matematik, sh.43’de, sayılamayacak şekilde dağınık duran plastik nesnelere varlık denilerek hem “varlık” kaosuna yol açılmakta, hem de çocuğun matematiksel düşünme becerisi riske edilmektedir.

Hemen arkasındaki 44 sayfa suç duyusu yaptığımız sayfadır. Önce çocuğun dikkati dağıtılıyor, sonra bu sayfadaki görsellere bakması isteniyor, ki, bu da bir tuzaktır.

Açıklayalım: 43.sayfada akıl karıştırıcı ögeler vardır; çocuktan sayılamayacak şekilde dağınık nesneleri sayması istenmektedir. Sayarken gözü atlar, baştan saymak zorunda kalır, hep şaşırır. Çünkü insan gözü ritmik dizilişteki nesneleri sayabilir.

        Bu resim zihinsel kaos yaratma tuzağıdır; çocuk buna mecbur edilerek “Ben sayamıyorum, matematiği yapamıyorum” demek zorunda bırakılır.

Buna Maarif Modeli uzmanları “mecburen eğitim” demektedir.  

Türkçe 5.Sınıf Kitabında çizgi film Rafadan Tayfanın “varlık” sorusu.

            Derste 5 dakika izletilen sokak çetesi çizgi filmiyle ilgili yine  “varlık” soruluyor. Oysa hepsi çizgi karakterdir; orada gerçek varlık olacak bir şey yok.            Yönerge: Görseldeki varlıkların isimlerini yazınız.

Ek.9LGS Deneme Sınav kitapçığında devlet büyüğüne hakaret. (19 Ekim 2023) 

Soru: Bu karikatürün mesajı sizce hangisidir?

(Doğru Cevap: Değişimin kaçınılmazlığı)

Bu resimli soru, kötü niyetli şeytani varlıkların MEB içerisinde sınav birimlerine kadar sızdığının belgesidir. Dağıtım engeline uğramadan bütün Ortaokul müdürlüklerine kadar gidebilmiş, kontrolden kaçan okullarda deneme sınavına katılan öğrencilerin önüne kadar maalesef gelebilmiş, geçerli sınav olmadığı için üzeri kapanmıştır.  

Ek.10Takvime Terörist Apo’nun doğum gününü işaretlemek. (2016)

1.Sınıf Matematik ders kitabında neden 4 Nisan takvime işaretletildi?

Sayın Hakim Bey,

Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmek üzere hazırlamış olduğum KARARA İTİRAZ dilekçemin EKLERİNİ 10 başlık altında sunuyorum.

Saygılarımla.

Mahiye Morgül

(Em.Müzik Öğ. Eğitimci Yazar)

Bu yazı yorumlara kapalı.